Danıştay

Nisan 23, 2010

in Burç FM - Günlük Yorumlar

Dinlemek için tıklayın.

“Danıştay cinayeti işin kilit noktası” demişti Baykal, Ergenekon avukatlığına soyunurken…. Elhak öyle.

Danıştay cinayeti işin kilit noktası. Ama herhalde o iş, Baykal’ın beklentisi istikametinde olmayacak. Ama gelişmelere bakılınca, Danıştay cinayeti aydınlanınca Türkiye’de pek çok şeyin gün ışığına çıkacağı kesin. Ergenekon davaları da Türkiye’nin böyle örtülü, karanlık ve kirli olaylarını aydınlatmaya çalışıyor.

Danıştay gerçekten kilit bir olay. Orada, bir cinayeti işleyip, suçunu dindar insanlar üzerine atıp, oradan siyasi rant devşirme hesapları vardı. Bu proje işleme kondu, Türkiye’nin gündemi oraya kitilendi, siyasi rant devşirildi. Ama iş orada kalmadı. Bir gün devir döndü, Ergenekon davaları diye bir süreç başladı, itiraflar geldi ve Danıştay işinde fena halde işler döndüğü anlaşıldı.

Ve işte şimdi tezgahın çok daha kirli bir boyutu ortaya çıkmış bulunuyor. TÜBİTAK bu kirli boyutu faş etmiş bulunuyor. TÜBİTAK, OYAK Güvenlik Sistemleri tarafından kaydedilen hard diskleri bilirkişiye inceletiyor ve işin içinde işler döndüğünü ortaya koyuyor. Peki ne olmuş? Meğer, bozuk denen kayıt cihazı bozuk değilmiş. Meğer, tetikçi Alpaslan Aslan Ankara’ya geldikten sonraki iki gün, ya kayıt cihazı bozuk olmadığı halde çalıştırılmamış, ya da yapılan kayıtlar silinmiş. Hem, bir daha geri dönmemek üzere silinmiş. Buna rağmen TÜBİTAK, silinenlerdern bir kısmını kurtarmayı başarmış. Bu gerçek tam dört yıl sonra ortaya çıkıyor. Hani denir, delil bırakmayan cinayet yoktur.

Danıştay, şu gelinen boyutuyla cinayet içinde cinayet niteliği taşıyan bir özel operasyon mahiyetine bürünüyor. Şimdi ortaya, OYAK Güvenlik Sistemleri gibi bir kurum çıkıyor. Kimdir, nedir bu kurum? Eski MİT’çi Mehmet Eymür, görüntüleri OYAK müdürü bir eski özel harpçi, MİT elemanı emekli albay Orhan Çoban’ın sildirdiğini ileri sürüyor. “Aklın durur” tepkisi verilecek bir durumla karşı karşıyayız elhasıl. OYAK Güvenlik yetkililerinin, neyi neden sildikleri konusunda verecekleri bilgiler, artık Danıştay cinayeti için çok hayati. Aynı şekilde, silinme işlemine rağmen kurtarılabilen görüntüler muhtemelen başka ipuçları ortaya koyacak. Daha her adımda farklı bir boyut kazanıyor böylece.

Şimdi siz de merak etmez misiniz, acaba sayın Baykal ne düşünmektedir şu anda? Grup kürsüsüne dava dosyalarını taşıyıp, Ergenekon savcılarını topa tutmayı sürüderecek, Danıştay davasını kürsülerden çözmeye çalışacak mıdır? İnsan, tabii, merak da ediyor, acaba neden bu kadar asılmaktadır CHP lideri bu Ergenekon işine? Acaip değil mi? Ne yani, bir ana muhalefet liderini, neden bu kadar ilgilendirir, Danıştay davasını açığa çıkarmak için yargının gösterdiği çaba? Neden savcılar boğulmaya çalışılır? Gerçekte o da, her şeyin en net biçimde ortaya çıkmasını talep etmeli değil midir? Neden? Neden cansiperane bir avukatlık serüvenine soyunma gereği duymuştur?

Ben, doğrusu, Danıştay cinayetindeki sırlı boyutların ortaya çıkmasını gerekli gördüğüm kadar, sayın Baykal’ın bu konuda sergilediği tavrın perde arkasını okuyabilme ihtiyacını da hissediyorum. Sanki bir bildiği var gibi geliyor bana sayın Baykal’ın. Bu kadar angaje olmanın arkasında bir şey olmalı. Risk bu. Bu riski neden üstlenir bir ana muhalefet lideri? Bir siyasetçi kendini neden riske atar? Gerçekten anlaşlır gibi değil.

Türkiye’de Danıştay cinayetine benzer sayısız siyasi cinayet işlendi. Danıştay cinayeti gerçek boyutlarıyla aydınlanırsa, bir çok cinayetin aydınlanmasına ışık tutar. Evet, Baykal’ın, Danıştay davası için ifadelendirdiği “kilit dava” tanımlamasına katılıyorum. Ama bu davanın hiç de onun beklediği gibi sonuçlanmayacağı hususu da çok net görünüyor. Bu durumda, Baykal’ın siyasi geleceği için de kilit bir dava haline gelmiştir Danıştay davası… Yani, Danıştay’ın Silivri’de süren davasından sonra, gölgede, Ankara’da da bir davanın daha sürdüğü söylenebilir. Haydi hayırlısı…

Previous post:

Next post: