<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ahmet Taşgetiren &#187; Burç FM &#8211; Günlük Yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.ahmettasgetiren.com/category/burc-fm-gunluk-yorumlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ahmettasgetiren.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Jan 2012 11:02:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Bilge Emeç, Ceyhan Mumcu</title>
		<link>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/bilge-emec-ceyhan-mumcu/</link>
		<comments>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/bilge-emec-ceyhan-mumcu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Apr 2010 04:32:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Tasgetiren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Burç FM - Günlük Yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Alparslan Aslan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilge Emeç]]></category>
		<category><![CDATA[Çetin Emeç]]></category>
		<category><![CDATA[Ceyhan Mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[Danıştay Cinayeti]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur Mumcu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmettasgetiren.com/?p=3028</guid>
		<description><![CDATA[Dinlemek için tıklayın. Çetin Emeç, Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmeniydi. 1990&#8242;ın 7 Mart&#8217;ında Suadiye&#8217;deki evinin önünde, otomobiline binerken çapraz ateşe tutularak öldürülmüştü. O günlerde İran&#8217;dan, dinci terör örgütlerinden katiller bulunmuştu. Aradan 10 yıl geçti, 14 şubat 2010 tarihli Vatan gazetesinde, Çetin Emeç&#8217;in eşi Bilge Emeç ile bir mülakat yayınlandı. Bilge Emeç bu mülakatta şunları söylüyordu: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p><a href="http://arsiv.burcfm.com.tr/Burcfm2/2010/04/28/10042812.mp3">Dinlemek için tıklayın.</a></p>
<p><strong>Çetin Emeç</strong>, Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmeniydi.</p>
<p>1990&#8242;ın 7 Mart&#8217;ında Suadiye&#8217;deki evinin önünde, otomobiline binerken çapraz ateşe tutularak öldürülmüştü.</p>
<p>O günlerde İran&#8217;dan, dinci terör örgütlerinden katiller bulunmuştu.</p>
<p>Aradan 10 yıl geçti, 14 şubat 2010 tarihli Vatan gazetesinde, <strong>Çetin Emeç&#8217;</strong>in eşi <strong>Bilge Emeç</strong> ile bir mülakat yayınlandı.</p>
<p><strong>Bilge Emeç</strong> bu mülakatta şunları söylüyordu:</p>
<p><strong>“Gerisinde kim var bu işlerin hâlâ anlamıyorum. Bugüne kadar devleti suçlamadım, İran, hep İran dedik, dinciler dedik. Çünkü ben Atatürkçü, vatanperver bir kadınım. Başka gerçeklerle yüzleşmek istemedim. O yüzden hep İran demek işime geldi sanırım. İran&#8217;ın yaptığına inanmak istedim. Kaç kere kayboldu ifadeler, kaç kere! Bıktırma siyaseti yaptılar. Ve başardılar&#8230; &#8216;Çözülmesin, istemiyorum&#8217; dedirttiler. Tetikçiyi yakaladılar güya. Zaten onun gerçek katil olduğuna da inanmıyorum.” </strong></p>
<p><strong>Bilge Emeç</strong>&#8216;in sözleri şöyle bir psikolojiyi yansıtmaktaydı.</p>
<p>Atatürkçüsünüz. Bazı gerçeklerle yüzleşmek istemezsniz. Onun için devleti suçlamak, devleti herhangi bir provokasyon içinde görmek istemezsiniz. Ve bundan dolayı <strong>“İran yaptı”</strong> denince hemen inanmayı tercih edersiniz.  <strong>“Dinciler”</strong>e karşı öfke doldurulmuşsunuzdur, ve aklınıza önce onları suçlamak gelir. Size sunulana inanmak istersiniz. Bunu, en yakınınızı kaybettiğiniz zamanda bile böyle yapacak kadar şartlanmışsınızdır. Ama bir gün yüreğiniz isyan eder ve konuşursunuz.</p>
<p><strong>“-Gerisinde kim var bu işlerin hâlâ anlamıyorum” </strong>dersiniz.<strong> </strong></p>
<p><strong>Bilge Emeç</strong> psikolojisi tek değil.</p>
<p>Yine bir suikasta kurban giden&#8230;.</p>
<p>Yine, suçluları <strong>“İran ve dinciler”</strong> arasında aranan, ölümü, kitlelerin kışkırtılması sonucu, dindarlar karşıtı siyasi malzemeye dönüştürülen <strong>Uğur Mumcu</strong>&#8216;nun ağabeyi <strong>Ceyhan Mumcu</strong> da, böyle duygular içinde dolaşıp durdu bugüne kadar&#8230;</p>
<p>Danıştay cinayeti ile ilgili olarak ortaya çıkan gerçekler, <strong>Ceyhan Mumcu</strong>&#8216;yu bir kere daha feveran ettiriyor.</p>
<p><strong>&#8220;Ben hiçbir zaman &#8216;Danıştay saldırısını dinciler düzenledi&#8217; iddiasına inanmadım. Her zamanki plan devreye sokuldu. İki saldırı arasında benzerlikler var. Ben öyle görüyorum. Aynı merkezdir. 1993&#8242;ün adamları değişmiş olabilir. Tepkiler benzer oldu. Bu dinci bir şey değil. Uğur Mumcu&#8217;da da böyle yapıldı. O bakımdan benzerlik var. O baskından sonra da aynısı yapıldı. Halkımızı inandırmak çok kolay oluyor böyle şeylere.&#8221;</strong></p>
<p>Evet bu son cümle, provokasyonların amaçları açısından  çok önemli.</p>
<p><strong>“Halkımızı inandırmak çok kolay oluyor böyle şeylere.&#8221;</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı&#8217;nı inandırıyorsunuz, az buz değil. Cumhuriyet başsavcısını inandırıyorsunuz, onu, Ak Parti&#8217;nin kapatma davasında suç delili olarak kullanıyor, Anayasa Mahkemesi&#8217;ni inandırıyorsunuz, bir partiye <strong>“laiklik karşıtı eylemlerin odağı” </strong>damgasını vuruyor.</p>
<p>Böyle zirve noktalarda inanılan bir propganda, halkı etkilemez mi?</p>
<p>Etkiler ama, şu da söylenebilir ki, halk bu zirveler kadar bile etkilenmemiştir bu işten.</p>
<p><strong>Bilge Emeç</strong>&#8216;in dediği gibi, zaten <strong>“Bu işleri dincilerin yaptığı”</strong>na inanmaya hazır olanlar inanıyor.</p>
<p><strong>Ceyhan Mumcu</strong>, kardeşi<strong> Uğur Mumcu </strong>ve <strong>Danıştay </strong>cinayeti ile ilgili kanaatlerini seslendirmeye devam ediyor:</p>
<p><strong>&#8220;Bu bir toplu organizasyon ve örgütlenmedir. Bu, bir kişinin kendi kendine yapabileceği bir şey olabilir mi? Böyle riskli bir iş. Yani bu Danıştay baskını bir kişinin &#8216;gördüm tepki gösterdim&#8217; demesi değil. Bu bir örgütlenme. Bu örgüt bugüne kadar ortaya çıkarılmadı. Her zamanki plan. Uğur Mumcu öldürüldüğünde de aynısı yapılmıştı.”</strong></p>
<p><strong>Ceyhan Mumcu</strong>, bu noktada çok ilginç bir iddiada bulunuyor: Şöyle diyor:</p>
<p><strong>“-Saldırının arkasındaki güç MOSSAD olabilir.&#8221;</strong></p>
<p>Alın bakalım, ne yapacaksınız bu müthiş, bu Kurtlar Vadisi bağlantılı iddiayı?</p>
<p>Bir kalemde reddedebilir misiniz?</p>
<p>Ama iş o kadar girift ki, Mossad bu işlerin neresine nasıl girer, neresinden nasıl çıkar, <strong>Asparslan Aslan</strong> neresine düşer bu işin, OYAK neresinde durur, medya ne iş yapar, çözebilene aşk olsun.</p>
<p>Belki de bu işlerde en masumu, <strong>Bilge Emeç</strong> gibi, dolduruşa gelen sade insanlarımız, belki maktul yakınlarıdır.</p>
<p>Acınız, öfkeniz bir kanala yöneltilir ve siz rahatlarsınız.</p>
<p>Terör odaklarının böyle, duygu trafiğini yönlendirme gibi misyonları da vardır. Çünkü, işin siyasi operasyon ayağı, o duygu trafiğini yönlendirme alanı ile ilgilidir.</p>
<p>Ama Ergenekon dosyaları gözleri açıyor.</p>
<p>Şartlanmaları zorluyor.</p>
<p>Gerçeğe uyandırıyor.</p>
<p>Hala uyanmayanlar varsa onlar için ne denebilir ki? Varsın uyusunlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/bilge-emec-ceyhan-mumcu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://arsiv.burcfm.com.tr/Burcfm2/2010/04/28/10042812.mp3" length="1668512" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>5&#039;li araştırma</title>
		<link>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/5li-arastirma/</link>
		<comments>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/5li-arastirma/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2010 04:06:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Tasgetiren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Burç FM - Günlük Yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Başbağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum]]></category>
		<category><![CDATA[Eşref Bitlis]]></category>
		<category><![CDATA[Gaffar Okkan]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[Madımak]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis Araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[Taksim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmettasgetiren.com/?p=3020</guid>
		<description><![CDATA[Dinlemek icin tiklayin. 1977 Taksim&#8230; 1978 Kahramanmaraş. 1980 Çorum. 2 temmuz 1993 Sivas – Madımak. Ve 5 temmuz 1993 Erzincan – Başbağlar&#8230; Bunlar, Türkiye&#8217;nin 15 yılı içine sığmış, karanlık ve kanlı senaryo uygulamaları&#8230; Kanlıydı, gerçek anlamda açığa çıkarılamadı, bir çok yönüyle karanlıkta kaldı. Türkiye, geçmişte yaşanan kanlı – karanlık dosyaları sorguluyor. Şimdi, 115 Ak Partili [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p><a href="http://arsiv.burcfm.com.tr/Burcfm2/2010/04/26/10042612.mp3">Dinlemek icin tiklayin.</a></p>
<p>1977 Taksim&#8230;</p>
<p>1978 Kahramanmaraş.</p>
<p>1980 Çorum.</p>
<p>2 temmuz 1993 Sivas – Madımak.</p>
<p>Ve</p>
<p>5 temmuz 1993 Erzincan – Başbağlar&#8230;</p>
<p>Bunlar, Türkiye&#8217;nin 15 yılı içine sığmış, karanlık ve kanlı senaryo uygulamaları&#8230;</p>
<p>Kanlıydı, gerçek anlamda açığa çıkarılamadı, bir çok yönüyle karanlıkta kaldı.</p>
<p>Türkiye, geçmişte yaşanan kanlı – karanlık dosyaları sorguluyor.</p>
<p>Şimdi, 115 Ak Partili milletvekilinin  başvurusu ile, şu sayılan 5 olayla ilgili Meclis Araştırması yapılacak.</p>
<p>Türkiye, bir yandan Ergenekon davalarını izliyor.</p>
<p>Kafes eylem planı, Balyoz eylem planı, Sarıışık, Eldiven, Yakamoz darbe planları&#8230;.</p>
<p>Ergenekon yargısı önüne gelen her dava dosyası, bir yığın karanlık senaryoyu içeriyor.</p>
<p>12 Eylül öncesinde, darbeye zemin hazırlamak amacıyla, belirli bir sürenin geçmesinin planlandığı ortaya konmuştu.</p>
<p>Danıştay davası, ortaya çıkan yepyeni bilgilerle, kotarılmış bir senaryoyu gözler önüne seriyor.</p>
<p>Sünni &#8211; Alevi ekseni.</p>
<p>Laik – İslamcı ekseni.</p>
<p>Türk – Kürt ekseni.</p>
<p>Bunlar, fesat odaklarında, Türkiye&#8217;nin hareketli fay hatları olarak görülebiliyor ve oralara yapılacak müdahalelerle derin toplumsal kırılmaların meydana geleceği tasavvur ediliyor.</p>
<p>Kırılma olmadı mı?</p>
<p>Oldu&#8230;</p>
<p>Türkiye bugün rahat değilse, toplum kesimlerinin birbirlerine karşı buruklukları, kuşkuları, güvensizlikleri varsa, iletişim kanalları sık sık tıkanıyorsa&#8230; herkes birbirine karşı gardını almış bir pozisyon içinde görülüyorsa&#8230;. bunun arka planında, toplum üzerinde oynanan oyunlar bulunmaktadır.</p>
<p>Maraş&#8217;ı kaşıdınız, topluma bir bomba koydunuz.</p>
<p>Çorum&#8217;la bir başka bomba, Madımak&#8217;la başka, Başbağlar&#8217;la başka bombalar&#8230;</p>
<p>Taksim, 33 yıldır işçiler için korkulu bir meydan&#8230;</p>
<p>Bakın, ancak 33 yıl sonra, yeni bir işçi gösterisine açılabiliyor.</p>
<p>Aslında, Türkiye&#8217;nin yakın geçmişindeki örtülü operasyonlar, bu beş olayla sınırlı değil.</p>
<p>Türkiye daha ne <strong>Eşref Bitlis</strong>&#8216;in ölümünü çözebildi, ne Susurluk&#8217;u, ne Gazi olaylarını, ne 17 bin faili meçhulü&#8230;.</p>
<p>İşte, bakın, <strong>Gaffar Okkan</strong>&#8216;ın öldürülmesi ile ilgili dava sonuçlandı.</p>
<p>Mahkeme gerekçeli kararı açıkladı.</p>
<p>Bir Hizbullah üyesi mahkum oldu.</p>
<p>Ama, mahkeme öyle bir karar açıkladı ki, sanki, olayın üstünde hala kalın bir sis perdesi bulunduğunu ifşa etmiş oldu.</p>
<p>Mahkeme kararında özetle deniyor ki:</p>
<p>“Tamam, Hizbullah üyesi <strong>Bedran Salamboğa</strong>, <strong>Gaffar Okkan</strong>&#8216;ın öldürüldüğü olaya, tetikçi olarak katılmıştır. Bu sebeple de kendisine müebbed hapis cezası verilmiştir.”</p>
<p>“Ama” diyerek başlıyor gerekçeli karar ve devam ediyor:</p>
<p>“Örgütün eylem taktiklerinden farklı olarak saldırıda çok sayıda uzun namlulu silahın kullanılması</p>
<p>OHAL uygulaması devam eden Diyarbakır&#8217;da, adım başı bir polis memuru bulunmasına karşılık, bu kapsamda bir eylemin gerçekleştirilebilmesi,</p>
<p>Ayrıca bölgede yaygın şiddet eylemlerinde bulunan PKK tarafından bile bu kapsamda bir eylemin gerçekleştirilememiş olması,</p>
<p>Olay yerinde bulunan cep telefonu şirketlerine ait baz istasyonlarından, olay saatinde ve öncesinde yapılan tüm görüşmelerin listesi çıkarılmasına rağmen saldırganların kendi aralarında iletişim kurmadıklarının tesbit edilmesi,</p>
<p>Saldırganların kısa sürede olay yerinden kaçıp yoğun operasyonlara  rağmen olay yerinde yakalanamamaları, ve</p>
<p>Yakın mesafeden atılan 20 kadar merminin maktulün başına isabet etmesi, olay mahallinde bulunan 469 adet boş kovanın 16 ayrı Kalaşnikof  marka uzun namlulu silahtan atılması, ve</p>
<p>Bu silahlardan sadece bir tanesinin güvenlik güçlerine, diğerlerinin ise saldırganlara ait olması birlikte değerlendirildiğinde eylemin profesyonel suikast birimlerince, uzun hazırlıklar sonucu planlandığı ve aralarında Bedran Selamboğa&#8217;nın da bulunduğu Hizbullah örgütü üyelerince gerçekleştirildiği kanaatine varılmıştır.”</p>
<p>Kararın sonunda şu not bulunyor:</p>
<p>“Ancak profesyonelce gerçekleştirilebilecek olan bu eylemin dış bağlantıları ile genel talimatı verip planlayanlara ulaşılamamıştır.”</p>
<p>Yani dava bitiyor, karar veriliyor ama, karanlık bitmiyor.</p>
<p>İşte bu, Türkiye&#8217;nin yakın geçmişinin görüntüsüdür.</p>
<p>Dileyelim, 5 alana yönelik Meclis Araştırması, bu karanlık ve kanlı dosyadan, en azından bir bölümünü gün yüzüne çıkarsın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/5li-arastirma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://arsiv.burcfm.com.tr/Burcfm2/2010/04/26/10042612.mp3" length="1794224" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Pervari Vahşeti</title>
		<link>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/pervari-vahseti/</link>
		<comments>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/pervari-vahseti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Apr 2010 13:26:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Tasgetiren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Burç FM - Günlük Yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Pervari Vahşeti]]></category>
		<category><![CDATA[Siirt'teki Tecavüz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmettasgetiren.com/?p=3012</guid>
		<description><![CDATA[Dinlemek için tıklayın. Burç  FM&#8217;de geçen haftanın son yorumu, Cumartesi günü idi ve Siirt&#8217;teki utanç verici zincirleme tecavüz olaylarını konu almaktaydı. Aynı  gün akşam, “Ailede sancı ve mutluluk arayışı” başlıklı bir konferans vermek için  Yozgat&#8217;ın Sorgun ilçesine gittim. Konferansa başlarken, önce “Ailede sancı var mı, bunun ülkemizdeki ve dünyadaki görüntüleri nasıl?” sorusu üzerinde durdum. Aklıma önce, Siirt&#8217;te yaşananlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p><a href="http://arsiv.burcfm.com.tr/Burcfm2/2010/04/26/10042612.mp3"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Dinlemek için tıklayın.</span></a></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Burç  FM&#8217;de geçen haftanın son yorumu, Cumartesi günü idi ve Siirt&#8217;teki  utanç verici zincirleme tecavüz olaylarını konu almaktaydı. </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Aynı  gün akşam, <strong>“Ailede sancı ve mutluluk arayışı”</strong> başlıklı  bir konferans vermek için  Yozgat&#8217;ın Sorgun ilçesine gittim. </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Konferansa  başlarken, önce <strong>“Ailede sancı var mı, bunun  ülkemizdeki ve dünyadaki görüntüleri nasıl?”</strong> sorusu üzerinde  durdum.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Aklıma  önce, Siirt&#8217;te yaşananlar geldi. Cumartesi günü söylediklerimi  hatırlayın. Siirt&#8217;te olan biteni hatırlayın. 100&#8242;e yakın insanın,  içinde her toplum kesiminden insanların bulunduğu tecavüzcü güruhu  hatırlayın ve mağdure olan iki kız çocuğunu hatırlayın&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Sorgun&#8217;da  bunları anlatırken içim yandı, özürler diledim. Karşımda  anneler, babalar, kız – erkek çocuklar, büyük anne,  büyük babalar vardı. Onlara olayın ne kadarını anlatabilirdim,  bir yandan utanç verici gerçeğin tamamını bilsinler ve sarsılsınlar  istiyordum, bir yandan da, bu gerçeğin gönüllere yükleyeceği kahredici  yükü düşünüyordum. </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Şimdi  önümüzde, Pervari&#8217;de yaşanan bir olay var.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Bu  defa, herkes çocuk. Özne de nesne de çocuk. Mütecaviz de, katil  de, maktul de, mağdur ve mağdure de çocuk.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Çocukların  kendi arkadaşlarına tecavüzü var, onun görüntüsü ile şantaj  yapmaları var, sonra şantajcılara tevacüz için üç – dört yaşlarında  çocuk bulmak var, o masumlara çocuk tecavüzü var, boğma var, çamura  bulama var&#8230;.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Pislik  namına, vahşet namına, insanlıktan başka her şey olmak namına  her şey var. Bir gazete <strong>“Çocuk vahşeti”</strong> diye vermiş olayı. </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Bir  başkası şöyle vermiş:</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"><strong>“8  çocuk, iki bebeğe tecavüz edip,  ölüme terketti.”</strong> </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Bundan  sonra başka ne denebilir ki?</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Gazetelerin  üçüncü sayfa haberleri arasında, büyük şehirlerde, <strong> “Liselerde Aşk cinayeti”</strong> başlıklarını görmeye alışmıştık.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Hukuk  açısından çocuk sayılan birisi, tırnak içinde <strong>“Sevgilisi”</strong>ni  testere ile boğazlayıp, valiz icinde çöp konteynirına atmıştı.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Bir  başka cinayetin failinin kemik yaşına bakılmıştı cinayeti  işlediğinde 18 yaşını geçmiş miydi, geçmemiş  miydi diye&#8230; </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Oysa  Pervari&#8217;de, çok net olarak çocuklar rol alıyor vahşetin icrasında&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Her  şeyi çocuklar kurguluyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Belki  de, işin en vahim tarafı bu.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Bir  kere, vahşeti kurgulamak çocuk dünyasına inmişse, ondan korkmak  lazım.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Çünkü  onun dizgini olmaz.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Belki  de oyun gibi icra eder vahşeti.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Öldürür  ve güler, tecavüz eder ve güler&#8230; </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Cezadan  korkmaz, yaptırımdan anlamaz.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Çocuk  ve suç&#8230;.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Masumiyet  ve günah denklemi gibi uzlaşmaz iki dünya bu.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Ama,  işte, bizde buluştular. </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Uyuşturucu  kullanma yaşının 11&#8242;lere indiğini bildirmekteydi narkotik şube  araştırmaları&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Bir  şeyler olmaktaydı çocuklarımızın dünyasında&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"><strong>“Suçlu  çocuk”</strong>, <strong>“Evden kaçan çocuk”</strong> gibi kavramlara alışmıştık.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Gele  gele nereye geldik?</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">İşte  şu hepimizin utançla paylaştığımız tecavüz ve cinayet noktasına&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Şimdi,  eğri otursak da doğru konuşalım:</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Çocukta  bir şey varsa, bilmeli ki annede, babada bir şey vardır. </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Bilmeli  ki, eğitimcilerde bir şey vardır.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Bilmeli  ki eğitim sisteminde bir şey vardır. </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Ve  bilmeli ki devlette bir şey vardır.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Bunlar,  alarm niteliğinde hadiselerdir. </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Anne  – babanın yakasından tutar sarsar, eğitimcinin yakasından  tutar sarsar, güvenlikçinin, siyasetçinin yakasından tutar sarsar. </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Türkiye,  genç nüfusa sahip bir ülke. </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Bu  genç nüfus bizi ya zirvelere tırmandırır, ya çamurlara batırır.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Bu  genç nüfusa kafa yormak lazım.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Nasıl  yetişiyor çocuklarımız? Kim giriyor onların yüreğine, beynine?</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Ahlak  dediğimiz şey, sevgi dediğimiz şey, değer dediğimiz şey, inanç,  maneviyat, buluşuyor mu çocuklarımızla? </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Ben  diyorum bazen, çocuklarımız cam kırıkları üzerinde yürüyor.  Çamurun içinden geçiyor. Yüreği talan ediliyor çocuklarımızın. </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Nerede,  çocuklara karşı  <strong>“Allah emaneti”</strong> sorumluluğu? </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Allah  Teala,  <strong>“Kendinizi ve çocuklarınızı ateşten koruyun”</strong> diyor Kitab-ı Keriminde&#8230; </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">İşte  ateşin içine düşmüş çocuklarımız. O çocuklar yanıyorsa, anne  – baba yanmaz mı? </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Şimdi  hangi anne – baba yanmıyordur ki&#8230; Mütecavizin anne – babası  da ateşin içindedir, tecavüze uğrayanın, can verenin anne – babası  da&#8230;.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Böyle  durumlarda, Milli Eğitim Bakanlarımız ne düşünür, Aileden Sorumlu  Devlet Bakanlarımız ne düşünür, tüm toplumun anne – babası  mesabesinde olan Cumhurbaşkanlarımız, Başbakanlarımız ne düşünür?</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Belki <strong> “Nasıl gözlerine uyku girer”</strong> diye sorulabilir.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Bu  soruya, valileri, emniyet müdürlerini, milli eğitim müdürlerini,  okul müdürlerini, öğretmenleri dahil etmek mümkün?</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Bu  çocuklar cani olarak, mütecaviz olarak doğmadılar değil mi? </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Yaradan  onları bizlere, tertemiz olarak emanet etti değil mi? </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">N&#8217;oldu,  kim ne yaptı da masumiyetin içinden cinayet ve tecavüzler çıktı?</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Gelin  kendi kendimizi hesaba çekelim? </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Yüreklerimizi  Siirt acısı ile, Pervari acısı ile dağlayalım da, benzeri  bir musibetle bir daha karşılaşmayalım. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/pervari-vahseti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://arsiv.burcfm.com.tr/Burcfm2/2010/04/26/10042612.mp3" length="1794224" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Siirt&#039;teki Tecavüz</title>
		<link>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/siirtteki-tecavuz/</link>
		<comments>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/siirtteki-tecavuz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 16:35:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Tasgetiren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Burç FM - Günlük Yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kutlu Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[rahmet insanı]]></category>
		<category><![CDATA[Rahmet Toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[Siirt'teki Tecavüz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmettasgetiren.com/?p=3004</guid>
		<description><![CDATA[Dinlemek için tıklayın. Kaç gündür, Siirt&#8217;teki olayla ilgili içimde yaşadığım öfkeyi, acıyı, derin hüznü okuyucularımla, dinleyicilerimle paylaşabilme sancısını yaşıyorum. Nasıl bir iş bu! Toplumumuz adına nasıl bir utanç bu! Kahredici acı bu! Olay, önce Hürriyet gazetesinin sür-manşetinde duyuruldu kamuoyuna. İşte şöyle: “Siirt’te dördü kardeş, 7 ilköğretim okulu öğrencisi kıza 14-70 yaş arası onlarca erkek tecavüz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p><a href="http://arsiv.burcfm.com.tr/Burcfm2/2010/04/23/10042312.mp3">Dinlemek için tıklayın.</a></p>
<p>Kaç gündür, Siirt&#8217;teki olayla ilgili içimde yaşadığım öfkeyi, acıyı, derin hüznü okuyucularımla, dinleyicilerimle paylaşabilme sancısını yaşıyorum.</p>
<p>Nasıl bir iş bu! Toplumumuz adına nasıl bir utanç bu! Kahredici acı bu!</p>
<p>Olay, önce Hürriyet gazetesinin sür-manşetinde duyuruldu kamuoyuna. İşte şöyle:</p>
<p>“Siirt’te dördü kardeş, 7 ilköğretim okulu öğrencisi kıza 14-70 yaş arası onlarca erkek tecavüz etti. Olayın ortaya çıkmasının ardından Vali <strong>Necati Şentürk</strong>, iki kamu görevlisinin açığa alındığını bildirdi.</p>
<p>10 Nisan’da Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla, kızların ifadelerinde adı geçen erkeklerden 100’ü sorgulandı, 17’si tutuklandı, 25’i gözaltında. O günden beri bu olayla ilgili tek satırlık bilgi şehirden dışarı sızmadı. Üstelik kız kardeşlerden ikisinin, iki yıldır çok sayıda erkeğin cinsel istismarına maruz kaldığı şehrin malumuydu.”</p>
<p>Şu anda, hemen hepinizin içinde öğürtüler oluştuğunu hisseder gibiyim.</p>
<p>Haberin detayında, iki yıldır cinsel istismara maruz kalan kız kardeşlerin, bu işte, bir çikolata, bir gofret karşılığı kullanıldığı yazılmaktaydı.</p>
<p>Yine haberin detaylarında, cinsel istismar işine, okulun müdür yardımcısından tutun, mahalle bakkalına, asker amcalara, polis ağabeylere, hatta daha kötüsü, “hacı dede” diye nitelenebilecek insanlara kadar herkes var.</p>
<p>Var, var, var! Ne bu? Bir gofretle insanlığı biten bir güruh.  Bu biz miyiz?</p>
<p>Çarşamba günü Erzurum&#8217;daydım. Orada, Deniz Feneri Derneği&#8217;nin yardım faaliyetleri anlatıldı bana.</p>
<p>Anne babayı kaybetmiş, en büyüğü 16 yaşında bir kız olan, 6 kardeşli bir aileden söz edildi.</p>
<p>Yardım için eve vardıklarında, kapıda, topuğuna basılmış bir erkek ayakkabısı görüyorlar.</p>
<p>Evin ablası, bunu, evde erkek var sanılsın ve dışardan herhangi bir tecavüze maruz kalınmasın diye koyduklarını söylüyor. Evin ablası, gece kapının eşiğinde, elinde tüfekle sabahlıyormuş çoğu zaman.</p>
<p>Bu, bizim toplumumuz mu? İnsanların evinin kapısını güvenle kapayamadığı ülke bizim ülkemiz mi?</p>
<p>Ben, bugünlerde bir çok Kutlu Doğum toplantısına katılıyorum. Anadolu&#8217;nun her ili, ilçesi Kutlu Doğum toplantılarına sahne oluyor.</p>
<p>Erzurum&#8217;da da onun için bulunuyordum.</p>
<p>Anlatılanı duyunca, hemen aklıma Siirt vahşeti geldi ve içim kavruldu.</p>
<p>Ben, bu toplantılarda, Rasulullah Efendimiz&#8217;in <strong>“Rahmeten lil alemin”</strong> vasfını anlatıyorum ve <strong>“Biz de, diyorum, rahmet toplumları olmalıyız, ona bağlı isek, rahmet insanı olmalıyız, onun elinden gerçekten tutuyorsak.”</strong></p>
<p>Sonra hayatın her alanında nasıl rahmet insanı olunur, rahmet toplumu ne demek, bunu anlatmaya çalışıyorum.</p>
<p>Sonra, İslam toplumlarının yaşadığı rahmetsiz görüntülerden söz ediyorum.</p>
<p>Irak&#8217;ta bombalanan şii – sünni camilerini, bizde yaşanan cinayetleri anlatıyor, <strong>“Bu özelliğimiz rahmet peygamberinin ümmeti olmaya layık mı?”</strong> diye soruyorum.</p>
<p><strong>“Peygamberimizi anmak, sadece O&#8217;nu övmek değildir!”</strong> diyorum.</p>
<p><strong>“Onun gibi olmak, O&#8217;nun elinden tutabilecek temiz ellere sahip olmak gerekir”</strong> diyorum.</p>
<p>Babayı, evde bir rahmet insanı olmaya çağırıyorum.</p>
<p>Anneyi çocuklarına veya hiç kimseye beddua etmemeye çağırıyorum.</p>
<p>Evlatları, yaşlı anne – babalarına karşı rahmet bulutu gibi olmaya çağırıyorum.</p>
<p>Eşleri birbirine karşı rahmet insanı olmaya çağırıyorum.</p>
<p>Devlet adamını, toplumuna karşı ancak rahmet ilişkisi içinde bulunmaya çağırıyorum.</p>
<p>İş adamını işçilerine karşı, işçileri işverenlerine karşı, esnafı müşterilerine karşı, üreticiyi, tüketiciye karşı, tüketiciyi üreticiye karşı, insanı canlı cansız tüm eşyaya karşı&#8230;. Elhasıl tüm varlıkları, Rahmeten lil aleminin elinden tutarak rahmetle buluşmaya çağırıyorum.</p>
<p>Ne kadar hayati bir şey, <strong>“Alemlere rahmet”</strong> olanın, yeniden insanla, yeniden toplumlarla buluşması&#8230;</p>
<p>Bir düğmeye bas, Nagazaki &#8211; Hiroşima, içindeki insanlarla, çocuk, kadın, yaşlı genç demeden tüm insanlarla birlikte berhava olsun!</p>
<p>Ben, <strong>“Derileri zedelenmesin diye başlarına vurula vurula öldürülen fok balıklarını kim kurtaracak?”</strong> diye sesleniyorum.</p>
<p><strong>“Rahmeten lil alemin”</strong> diye veriyorum cevabını&#8230;</p>
<p><strong>Arif Nihat Asya</strong>, <strong>“Gel ey Muhammed bahardır”</strong> diye sesleniyor Na&#8217;t'ında.</p>
<p>Evet, gerçek bir çağrı ile çağırmak zamanı <strong>“Alemlere rahmet olan”</strong>ı&#8230;</p>
<p>İnsanlar bizde çürümüşse, başka nereye bakabiliriz ki, tedavi için?</p>
<p>İlk önce kendimize bakıp, çürümüş yanlarımızı görmemiz ve tedavi için kolları sıvamamız lazım.</p>
<p>Parça parça, çirkefin içine düşen insanlığımız&#8230;. Siirt&#8217;te yaşanan o.</p>
<p>Başka yerlerde de vardır o çirkefe dönüşme süreci&#8230;</p>
<p>Biz ki, yıllardır, aile içi aldatmaları <strong>“Aşk”</strong> diye izliyoruz ekranlarımızdan&#8230;</p>
<p>Yani bu çirkefe gözlerimiz, kulaklarımız alışıyor.  Yani çürüyoruz gözlerle, kulaklarla, kalblerle&#8230;</p>
<p>Bu halimizle, Rasulullah Efendimiz&#8217;in yanında durabilir miyiz?</p>
<p>Ellerimiz böylesine çamura bulanmışken&#8230; Kalblerimizde böylesine bir kirlenme mevcutken?</p>
<p>İki yıldır günahın içinde yüz ve yüreğinde bir kanama olmasın!</p>
<p>Bak yüreğine demek lazım, orada duruyor mu hala? Hala insanlık orada duruyor mu?</p>
<p>Sormazsam olmaz:</p>
<p>Nasıl geldi insanlarımız bu insani çürüme noktasına? Kim bunun sorumlusu? Kim?</p>
<p><strong>(Burç FM, 23 nisan 2010)</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/siirtteki-tecavuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://arsiv.burcfm.com.tr/Burcfm2/2010/04/23/10042312.mp3" length="2265768" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Danıştay</title>
		<link>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/danistay/</link>
		<comments>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/danistay/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 04:34:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Tasgetiren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Burç FM - Günlük Yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Danıştay Cinayeti]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Baykal]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenekon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmettasgetiren.com/?p=3001</guid>
		<description><![CDATA[Dinlemek için tıklayın. “Danıştay cinayeti işin kilit noktası” demişti Baykal, Ergenekon avukatlığına soyunurken&#8230;. Elhak öyle. Danıştay cinayeti işin kilit noktası. Ama herhalde o iş, Baykal&#8217;ın beklentisi istikametinde olmayacak. Ama gelişmelere bakılınca, Danıştay cinayeti aydınlanınca Türkiye&#8217;de pek çok şeyin gün ışığına çıkacağı kesin. Ergenekon davaları da Türkiye&#8217;nin böyle örtülü, karanlık ve kirli olaylarını aydınlatmaya çalışıyor. Danıştay [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p><a href="http://arsiv.burcfm.com.tr/Burcfm2/2010/04/22/10042212.mp3">Dinlemek için tıklayın.</a></p>
<p>“Danıştay cinayeti işin kilit noktası” demişti Baykal,  Ergenekon avukatlığına soyunurken&#8230;.  Elhak öyle.</p>
<p>Danıştay cinayeti işin kilit noktası. Ama herhalde o iş,  Baykal&#8217;ın beklentisi istikametinde olmayacak.   Ama gelişmelere bakılınca, Danıştay cinayeti aydınlanınca Türkiye&#8217;de pek  çok şeyin gün ışığına çıkacağı kesin.  Ergenekon davaları da Türkiye&#8217;nin böyle örtülü, karanlık ve kirli  olaylarını aydınlatmaya çalışıyor.</p>
<p>Danıştay gerçekten kilit bir olay. Orada, bir cinayeti işleyip, suçunu dindar insanlar üzerine atıp, oradan  siyasi rant devşirme   hesapları vardı. Bu proje işleme kondu, Türkiye&#8217;nin gündemi oraya kitilendi, siyasi rant  devşirildi. Ama iş orada kalmadı.  Bir gün devir döndü, Ergenekon davaları diye bir süreç başladı,  itiraflar geldi ve Danıştay işinde fena halde işler döndüğü anlaşıldı.</p>
<p>Ve işte şimdi tezgahın çok daha kirli bir boyutu ortaya çıkmış  bulunuyor. TÜBİTAK bu kirli boyutu faş etmiş bulunuyor.  TÜBİTAK, OYAK Güvenlik Sistemleri tarafından kaydedilen hard diskleri  bilirkişiye inceletiyor ve işin içinde işler döndüğünü ortaya koyuyor.  Peki ne olmuş? Meğer, bozuk denen kayıt cihazı bozuk değilmiş. Meğer, tetikçi Alpaslan Aslan Ankara&#8217;ya geldikten sonraki iki gün, ya  kayıt cihazı bozuk olmadığı halde çalıştırılmamış, ya da yapılan  kayıtlar silinmiş. Hem, bir daha geri dönmemek üzere silinmiş.  Buna rağmen TÜBİTAK, silinenlerdern bir kısmını kurtarmayı başarmış.  Bu gerçek tam dört yıl sonra ortaya çıkıyor. Hani denir, delil bırakmayan cinayet yoktur.</p>
<p>Danıştay, şu gelinen boyutuyla cinayet içinde cinayet niteliği taşıyan  bir özel operasyon mahiyetine bürünüyor.  Şimdi ortaya, OYAK Güvenlik Sistemleri gibi bir kurum çıkıyor. Kimdir, nedir bu kurum? Eski MİT&#8217;çi Mehmet Eymür, görüntüleri OYAK  müdürü bir eski özel harpçi, MİT elemanı emekli albay Orhan Çoban&#8217;ın  sildirdiğini ileri sürüyor. “Aklın durur” tepkisi verilecek bir durumla karşı karşıyayız elhasıl. OYAK Güvenlik yetkililerinin, neyi neden sildikleri konusunda  verecekleri bilgiler, artık Danıştay cinayeti için çok hayati.  Aynı şekilde, silinme işlemine rağmen kurtarılabilen görüntüler  muhtemelen başka ipuçları ortaya koyacak.  Daha her adımda farklı bir boyut kazanıyor böylece.</p>
<p>Şimdi siz de merak etmez misiniz, acaba sayın Baykal ne düşünmektedir şu  anda?  Grup kürsüsüne dava dosyalarını taşıyıp, Ergenekon savcılarını topa  tutmayı sürüderecek, Danıştay davasını kürsülerden çözmeye çalışacak  mıdır? İnsan, tabii, merak da ediyor, acaba neden bu kadar asılmaktadır CHP  lideri bu Ergenekon işine?  Acaip değil mi? Ne yani, bir ana muhalefet liderini, neden bu kadar ilgilendirir,  Danıştay davasını açığa çıkarmak için yargının gösterdiği çaba? Neden savcılar boğulmaya çalışılır? Gerçekte o da, her şeyin en net biçimde ortaya çıkmasını talep etmeli  değil midir? Neden? Neden cansiperane bir avukatlık serüvenine soyunma gereği duymuştur?</p>
<p>Ben, doğrusu, Danıştay cinayetindeki sırlı boyutların ortaya çıkmasını  gerekli gördüğüm kadar, sayın Baykal&#8217;ın bu konuda sergilediği tavrın  perde arkasını okuyabilme ihtiyacını da hissediyorum. Sanki bir bildiği var gibi geliyor bana sayın Baykal&#8217;ın. Bu kadar angaje olmanın arkasında bir şey olmalı.  Risk bu. Bu riski neden üstlenir bir ana muhalefet lideri? Bir siyasetçi kendini  neden riske atar? Gerçekten anlaşlır gibi değil.</p>
<p>Türkiye&#8217;de Danıştay cinayetine benzer sayısız siyasi cinayet işlendi.  Danıştay cinayeti gerçek boyutlarıyla aydınlanırsa, bir çok cinayetin  aydınlanmasına ışık tutar. Evet, Baykal&#8217;ın, Danıştay davası için ifadelendirdiği  “kilit dava”  tanımlamasına katılıyorum.  Ama bu davanın hiç de onun beklediği gibi sonuçlanmayacağı hususu da çok  net görünüyor. Bu durumda, Baykal&#8217;ın siyasi geleceği için de kilit bir dava haline  gelmiştir Danıştay davası&#8230; Yani, Danıştay&#8217;ın Silivri&#8217;de süren davasından sonra, gölgede, Ankara&#8217;da  da bir davanın daha sürdüğü söylenebilir.  Haydi hayırlısı&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/danistay/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://arsiv.burcfm.com.tr/Burcfm2/2010/04/22/10042212.mp3" length="1522928" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Kutlu Doğum Toplantıları</title>
		<link>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/kutlu-dogum-toplantilari/</link>
		<comments>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/kutlu-dogum-toplantilari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Apr 2010 04:11:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Tasgetiren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Burç FM - Günlük Yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kutlu Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmettasgetiren.com/?p=2993</guid>
		<description><![CDATA[Dinlemek için: Kutlu Doğum &#8211; 21 Nisan 2010 Memleketimiz Kutlu Doğum coşkusu yaşıyor. Her ilde, her ilçede, geceler &#8211; gündüzler, Rasulullah Efendimiz&#8217;e yönelik muhabbet iklimine tanıklık ediyor. Geçtiğimiz pazar günü Kırıkhan&#8217;da bu coşkuyu paylaştık. Müftülüğün daveti ile, salonu dolduran kadın, erkek, genç yaşlı, çocuk bini aşkın insan, Allah Rasulünün ruhaniyet iklimini soludu. Bu akşam Erzurum&#8217;da İlahiyat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Dinlemek için: <a rel="attachment wp-att-2995" href="http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/kutlu-dogum-toplantilari/kutlu-dogum-21-nisan-2010/">Kutlu Doğum &#8211; 21 Nisan 2010</a></p>
<p><a rel="attachment wp-att-2995" href="http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/kutlu-dogum-toplantilari/kutlu-dogum-21-nisan-2010/"></a>Memleketimiz Kutlu Doğum coşkusu yaşıyor.</p>
<p>Her ilde, her ilçede, geceler &#8211;  gündüzler, Rasulullah Efendimiz&#8217;e yönelik muhabbet iklimine tanıklık ediyor.</p>
<p>Geçtiğimiz pazar günü Kırıkhan&#8217;da bu coşkuyu paylaştık. Müftülüğün daveti ile,  salonu dolduran kadın, erkek, genç yaşlı, çocuk bini aşkın insan, Allah  Rasulünün ruhaniyet iklimini soludu. Bu akşam Erzurum&#8217;da İlahiyat öğrencilerinin  düzenlediği bir Kutlu Doğum&#8217;u paylaşacağım.Cumartesi günü, Yozgat&#8217;ın Sorgun  ilçesinde olacağım. Orada Kutlu Doğum çerçevesinde “Ailede mutluluk” üzerine bir  konuşma yapacağım.</p>
<p>Kutlu Doğum deyince, Anadolu, tarih sınırlaması falan  dinlemiyor. Toplumun gönlüne baktığınızda bütün mevsimler Kutlu Doğum gibi  duruyor. Hep gül koksun, hep Rasulullah&#8217;ın ruhaniyet iklimi solunsun. Bir başka  şey, Kutlu Doğum&#8217;un sadece bir anma faaliyeti olmamasıdır&#8230; Yadettik, işimiz  bitti. Bu değil. Rasulullah&#8217;ın ruhaniyet iklimi dediğim şey var ya, işte o  iklim, insanları yepyeni bir kişilik inşası sürecine çağırmış oluyor.</p>
<p>Diyelim,  Allah Teala, size elçi olarak gönderdiği insanı “Rahmeten lil alemin – yani &#8211;  Alemlere rahmet” olarak nitelemişse, sizden de “rahmet insanı” olmanız isteniyor  demektir bu. Hayat içinde her nerede bulunuyorsanız, orada rahmet insanı  olmak&#8230; Rasulullah nerede bulunduysa orada rahmet insanı olarak bulundu. İster  ki, O&#8217;nun elinden tutanlar da, her bulundukları yerde rahmet insanı olarak  bulunsunlar.</p>
<p>Kutlu Doğum, “Benim ne yüce bir Peygamberim var” demenin ve O&#8217;na  sevgilerimizi ifade etmenin ötesinde, sizi – bizi, O&#8217;nun elinden tutan her  insanı, “Rahmet insanı” olmaya davet etmektedir bu durumda.</p>
<p>Diyanet İşleri  Başkanı sayın Bardakoğlu, “Kutlu doğumda, Peygamber Efendimizi ve Kur&#8217;an&#8217;ı,  evimize konuk etmeliyiz” demiş. İşte tam da bu aranıyor Kutlu Doğum  toplantılarında. Ya da, böyle olması doğru olur. Evimize konuk edilmiş bir  Peygamber&#8230; Evimize konuk edilmiş bir Kur&#8217;an-ı Kerim&#8230; O iklimi tasavvur  edebiliyor musunuz? Peygamber&#8217;in teşrifine hazırlanmış bir ev, ya da Kur&#8217;an  teşrif ettiğinde yadırgamayacağı, kendisine yabancı bulmayacağı, kendisini  kucaklayacağından emin olduğu bir ev&#8230;</p>
<p>Kırıkhan&#8217;da sordum: Evlerimiz, Hazreti  Peygamber&#8217;i konuk etmeye hazır mı? O geldiğinde evlerimizde neleri görmesini  istemezdik? Bu soruyu sorduğum salonda, gözlerde sımsıcak yaşlar vardı. Yani,  meseleye, bizim canımıza dokunan boyutlarıyla bakmak gerekiyor. Hazreti  Peygamber, önderliği, elçiliği, çağrısı, bütün zamanlarda, bütün coğrafyalarda  ve bütün insanlığa devam etmekte olan bir Allah elçisidir.</p>
<p>Bu şu anlama  gelmektedir: Hazreti Muhammed, fani varlığı ile ebediyyet alemine göç etmiş olsa  da, Allah teala&#8217;dan getirdiği ilahi ölçülerle, insanlığı inşa etmeye devam  etmektedir. Müslüman toplumlar, O&#8217;nun çağrısını yüreklerinde duymakta olan  insanlardır. Bunun yanında O&#8217;nun çağrısı, tüm insanlığın yüreğine ulaşmayı talep  etmektedir. Nasıl olacak bu? Müslüman toplumlar, Rasulullah&#8217;ın muazzez  şahsiyetindeki güzellikleri kendi kişiliklerine taşıdıkları ölçüde olacak&#8230;</p>
<p>Bir  Allah dostuna soruluyor: -Muhammed ümmeti ne zaman kurtulacak? O Allah dostunun  cevabı şöyle oluyor: -Sen bana Muhammed ümmetini göster, ben sana kurtulduğunu  göstereyim. Bundan anladığımız şu ki, Hazreti Muhammed aleyhissalatü vesselama  aidiyet, bir kalite meselesi.</p>
<p>Belki de soru şudur: -O&#8217;na ne kadar benziyoruz?  Yüzde kaç oranında O&#8217;yuz? O&#8217;ndan ne kadar farklılaşıyoruz? Ne kadarımız O&#8217;na  yabancı? Bu sorular önemli değil mi? Bu soruların bir yanında “O&#8217;nu ne kadar  tanıyoruz?” sorusu yok mu? Var elbet. O&#8217;nun nasıl gülümsediğini bilirseniz,  O&#8217;nun gibi gülümsersiniz. O&#8217;nun ailesi ile, çocuklarla ilişkisini bilirseniz,  ailenizle, çocuklarınızla O&#8217;na benzemeye çalışırsınız. O insandı. Onun nasıl bir  insan olduğunu bilirseniz, O&#8217;nun gibi bir insan olmaya çaba sarfedersiniz.</p>
<p>Ne  okuduk O&#8217;na dair? Kaç kitap? Ne dinledik? Ne biliyoruz? Kutlu Doğum&#8217;lar, içimize  bir Hazreti Peygamber&#8217;i öğrenme aşkı düşürüyor. Çocuklarımıza O&#8217;nu öğretme  sorumluluğu yüklüyor. Ben buna “O&#8217;nun yokluğunda O&#8217;nunla beraber olma” gayreti  diyorum. Diyanet, Kutlu Doğum geleneği ile, gerçekten çok kutlu bir işi  başlatmıştır. Her mevsim, milyonlarca insan, bir kalb irtibatı sağlıyor, Rabbin  “Güzel örnek” diye tanımladığı muzazzez insanla&#8230; İnanıyorum ki Rasulullah  Efendimizi çağıra çağıra, O&#8217;nu yaşayaşa yaşaya farklı bir toplum olacağız. O&#8217;na  yakışan, O&#8217;nun yanında durduğunda yabancı kalmayan, O&#8217;nun ahlakıyla ahlaklanmış  bir toplum&#8230;</p>
<p>İnsanlık o toplumu gördüğünde, hiç tereddüt etmeden söyleyebiliriz  ki, yepyeni bir çağ başlayacak. Başka değil, İslam&#8217;ın çağı olacak o. Hazreti  Muhammed&#8217;in izi ile buluşan çağ&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/kutlu-dogum-toplantilari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soykırımı Anmak</title>
		<link>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/soykirimi-anmak/</link>
		<comments>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/soykirimi-anmak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Apr 2010 03:21:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Tasgetiren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Burç FM - Günlük Yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[24 Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[Adil hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeniler'den özür]]></category>
		<category><![CDATA[liberaller]]></category>
		<category><![CDATA[Sözde Ermeni Soykırımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmettasgetiren.com/?p=2987</guid>
		<description><![CDATA[Dinlemek için tıklayın. Türkiye gerçekten garip bir ülke oldu. Bir yandan 1915 olaylarına soykırım denmemesi için dünya çapında mücadele veriliyor, elçiler çekiliyor, ükelerle ilişkiler kesilme noktasına geliyor, 24 nisan bir kabus günü gibi telakki ediliyor&#8230; Bir yandan da, ülkemizde bir grup aydın, 24 Nisan gününü Amerikan başkanları gibi, “Büyük Felaket” günü ilan edip, insanları, “1915&#8242;te [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p><a href="http://arsiv.burcfm.com.tr/Burcfm2/2010/04/20/10042012.mp3">Dinlemek için tıklayın.</a></p>
<p><a href="http://arsiv.burcfm.com.tr/Burcfm2/2010/04/20/10042012.mp3"></a>Türkiye gerçekten garip bir ülke oldu.</p>
<p>Bir yandan 1915 olaylarına soykırım denmemesi için dünya çapında mücadele veriliyor, elçiler çekiliyor, ükelerle ilişkiler kesilme noktasına geliyor, 24 nisan bir kabus günü gibi telakki ediliyor&#8230; Bir yandan da, ülkemizde bir grup aydın, 24 Nisan gününü Amerikan başkanları gibi, “Büyük Felaket” günü ilan edip, insanları, “1915&#8242;te hayatını kaybedenler önünde saygı ile eğilmeye” çağırıyor.</p>
<p>Bir süre önce, benzeri bir grup, benzeri bir şekilde “Ermeniler&#8217;den özür” bildirisi yayınlamıştı. Bu grubun, 1915 öncesinde ve sonrasında yaşananları aynıyla görmek gibi bir hassasiyeti yok. O dönemde, Ermeni çetelerinin, Müslümanlara yaptıklarını görmek gibi bir hassasiyetleri yok.</p>
<p>“Adil hafıza” diye bir kavram geliştirdi bu hükümetin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu. Başbakan Erdoğan da, “Herkesin bir hafıza kaydı var, bu hafıza kayıtlarını tek taraflı olarak okumak doğru değil. Bizim hafıza kayıtlarımız da dikkate alınmalı” çağrısında bulundu. Bu yaklaşım, Ermenilerin yaşadığı acıyı da dikkate alan, ama o dönemde Müslümanların yaşadığı acının da görülmesi gerektiğini ifade eden bir yaklaşım.</p>
<p>Dünyada Ermeni diasporası bir lobi faaliyeti yürütüyor ve parlamentolardan soykırım kararı çıkarmaya çalışıyor. Dünyada maalesef, Türklerin, Müslümanların yaşadığı acıyı anlatacak güçlü bir lobi faaliyeti yok. Başbakan Erdoğan,</p>
<p>Davos&#8217;ta çığlık atmasaydı, Gazze&#8217;de yaşanan cinayetler dünyaya mal olacak mıydı? O çığlığa rağmen, Filistinli&#8217;nin yıllardan beri yaşadığı acılar, Amerika&#8217;nın, Avrupa&#8217;nın gündemine yeterince girdi mi? Girmiyor. Bir Filistinli çocuk, hiçbir zaman İsrailli bir çocuk değerinde görülmüyor. Bir Filistinli anne, hiçbir zaman İsrailli anne değerinde görülmüyor.</p>
<p>Dünyanın adaleti ne yazık ki böyle&#8230; Osmanlı&#8217;nın son yıllarında Ermenilerin yaşadığı acıya üzülelim. Bu insani bir duyarlılık. Ama gelin, o dönemde, Ruslarla, Fransızlarla işbirliği yapan Taşnak – Hınçak komitelerinin, camilere doldurup çoluk – çocuk demeden yaktığı Müslümanları da görelim. Görüyor muyuz? Dünya görmemeyi tercih ediyor.</p>
<p>Amerika&#8217;nın gündemine henüz bu Müslüman acısı girmedi. Avrupa&#8217;nın gündemine henüz bu Müslüman acısı girmedi. Ne yazık ki, bizdeki bir kesimin gündemine de girmedi. Onlar, toplum önüne “24 Nisan&#8217;da soykırımı anmak” gibi, Ermeni diasporası ile paralel görüntüde şok edici tavırlarla çıkmakta tereddüt etmiyorlar.</p>
<p>Evet, “şok edici tavırlar” diye niteliyorum bu tavırları. Böyle bir eylemi planlayanlar, nasıl bir sonuç almayı düşünmüş olabilirler, diye soruyorum kendi kendime&#8230; “24 Nisan” gibi, artık bizim toplumumuz için sembolik hale gelmiş, ama bir “uluslararası ölçekte yargılanma” boyutuyla, sembolik hale gelmiş bir tarihi, içerde de kullanmak, neyi amaçlamış olabilir?</p>
<p>Bu eylemi planlayanlar, kamuoyunda “liberal” olarak tanınan insanlar&#8230; Bu insanlar, aynı zamanda, hükümeti destekliyor görüntüsü veren insanlar. Oysa, bu eylemde, hükümetle aralarında ciddi bir farklılık gözleniyor. Hükümet, başta da söylediğim gibi, dünyada, bütün platformlarda, “Adil hafıza” çağrısı yapıyor. Yani “Sorun çözecekseniz, o tarih kesitinde Müslümanların yaşadığı acıyı da görün” diyor. Bizim liberallerimizin bir kesimi, bu meselede, hükümetle çok farklı noktalarda seyrediyor. Bu, belki çok normal bir hadise olarak görülebilir. Aydınlarla siyasetçiler hep mutabık olacak değiller. Ermeni meselesinde de, başka konularda da farklılıklar olması tabiidir.</p>
<p>Ama acaba bu meselede, liberallerin gölgesi hükümet üzerine düşer mi, bence bu soru da yabana atılmamalıdır. Bunun yanında bu meselenin diğer ve çok önemli bir yanı, bu eylemin, uluslararası platformlarda Türkiye&#8217;nin önüne karşıt tez olarak çıkmasıdır. Bu eylemlerle bir süredir Türkiye, “Kendi içini, kendi aydınlarını bile ikna edememiş bir ülke” görünümüne sürükleniyor. Liberal aydınlarımız, bütün bunları hiç önemsemeyebilir. Bunu, aydın olmanın olmazsa olmaz gereği gibi görebilir. Ama, ben, uluslararası lobilerle paralel gelişen bu tarz eylemlerin halkın duygularını ezdiğini düşünüyorum. “Müslümanlara küresel ölçekte haksızlık yapılıyor” duygusu, bizim toplumumuzu da yoğun biçimde etkiliyor. Başbakan Erdoğan&#8217;ın, küresel iktidarları sorgulayan çıkışları da, o yüzden büyük sempati topluyor. Liberal eylem, küresel iktidarlarla – politikalarla elele tutuştukça, bizim toplumumuzun reddiyle karşılaşacaktır. Dileyen dilediğini yapar, tabii ki toplumla ilişki açısından da bedelini öder.</p>
<p>Ben, liberal çevrelere, toplum hassasiyetlerini çiğnemekte daha çekingen olmalarını tavsiye ederim. Dostça&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/04/soykirimi-anmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://arsiv.burcfm.com.tr/Burcfm2/2010/04/20/10042012.mp3" length="1710992" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Hikayemiz</title>
		<link>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/01/hikayemiz/</link>
		<comments>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/01/hikayemiz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 03:31:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Tasgetiren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Burç FM - Günlük Yorumlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasgetiren.wordpress.com/2010/01/27/hikayemiz/</guid>
		<description><![CDATA[&#160;&#160;Download now or listen on posterous Hikayemiz.mp3 (1 KB) Posted via email from Ahmet Taşgetiren]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><div class='posterous_autopost'>
<div style='margin-top:5px;border:1px solid #ddd;background-color:#fff;line-height:16px;padding:5px 5px 10px;'>
<div style="float:left;margin-right:5px;overflow:visible;"><a href='http://posterous.com/getfile/files.posterous.com/tasgetiren/pTHbl5ytohQGqLoeaCpl7V1RaUkfqJ73hEoxq9939DPcxYTBp4r81zCWvIQV/Hikayemiz.mp3' style='color:#bc7134;'><img src='http://posterous.com/images/filetypes/mp3.png'></a></div>
<div style="font-size:10px;color:#424037;line-height:16px;">&nbsp;&nbsp;<br />Download now or <a href='http://tasgetiren.posterous.com/hikayemiz' style='color:#bc7134;'>listen on posterous</a></div>
<p>       <b><a href='http://posterous.com/getfile/files.posterous.com/tasgetiren/pTHbl5ytohQGqLoeaCpl7V1RaUkfqJ73hEoxq9939DPcxYTBp4r81zCWvIQV/Hikayemiz.mp3' style='color:#bc7134;'>Hikayemiz.mp3</a></b> <span style="font-size:10px;color:#424037;">(1 KB)</span>       </div>
<p style="font-size:10px;">  <a href="http://posterous.com">Posted via email</a>   from <a href="http://tasgetiren.posterous.com/hikayemiz">Ahmet Taşgetiren</a>  </p>
</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/01/hikayemiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doktorlar</title>
		<link>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/01/doktorlar-2/</link>
		<comments>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/01/doktorlar-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 07:02:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Tasgetiren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Burç FM - Günlük Yorumlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasgetiren.wordpress.com/2010/01/19/doktorlar-2/</guid>
		<description><![CDATA[&#160;&#160;Download now or listen on posterous 10011812.mp3 (2096 KB) Burc FM&#39;de yayınlandı. Posted via email from Ahmet Taşgetiren]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><div class='posterous_autopost'>
<div style='margin-top:5px;border:1px solid #ddd;background-color:#fff;line-height:16px;padding:5px 5px 10px;'>
<div style="float:left;margin-right:5px;overflow:visible;"><a href='http://posterous.com/getfile/files.posterous.com/tasgetiren/KLJzDdcDvvkBjkUqCReoPXw4ObYKCBAUKTAJjVXswxRmXqFVzV2iD41cSbkX/10011812.mp3' style='color:#bc7134;'><img src='http://posterous.com/images/filetypes/mp3.png'></a></div>
<div style="font-size:10px;color:#424037;line-height:16px;">&nbsp;&nbsp;<br />Download now or <a href='http://tasgetiren.posterous.com/doktorlar-0' style='color:#bc7134;'>listen on posterous</a></div>
<p>       <b><a href='http://posterous.com/getfile/files.posterous.com/tasgetiren/KLJzDdcDvvkBjkUqCReoPXw4ObYKCBAUKTAJjVXswxRmXqFVzV2iD41cSbkX/10011812.mp3' style='color:#bc7134;'>10011812.mp3</a></b> <span style="font-size:10px;color:#424037;">(2096 KB)</span>       </div>
<p><a href="http://burcfm.com.tr/Default.aspx">Burc FM&#39;de yayınlandı.</a></p>
<p style="font-size:10px;">  <a href="http://posterous.com">Posted via email</a>   from <a href="http://tasgetiren.posterous.com/doktorlar-0">Ahmet Taşgetiren</a>  </p>
</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmettasgetiren.com/2010/01/doktorlar-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Minified using disk: basic
Page Caching using disk: enhanced
Database Caching 5/49 queries in 0.070 seconds using disk: basic
Object Caching 614/731 objects using disk: basic

Served from: www.ahmettasgetiren.com @ 2012-02-04 13:07:32 -->
