Tayyip Erdoğan

Ah biri Tayyip Erdoğan’ı dövse…

28.05.2010 Bugün - Günlük Yazılar

-Ah biri Tayyip Erdoğan’ı dövse… Bir kesimde böyle bir beklenti var. Ve onlar böyle bir şeyi başardığı takdirde şeytanı bile alkışlamaya teşneler. Tayyip İran konusunda bir yanlış yapsın ve Amerika dövsün Tayyip’i. Tayyip, Filistin konusunda bir yanlış yapsın ve İsrail -olmadı Yahudi lobisi- dövsün Tayyip’i. Medya dövsün Tayyip’i. Büyük sermaye dövsün Tayyip’i. Asker dövsün Tayyip’i. Şehit [...]

Yazının devamını okuyun →

Ergenekon'un boyutları mı?

04.05.2010 Bugün - Günlük Yazılar

Medyanın bir bölümü, Lice ve Nazımiye’deki karakol baskınlarını Aktütün ve Dağlıca baskınlarına benzetti. Bu yaklaşıma göre, önceden yapılacağı ihbar edilen kalabalık gruplar halinde PKK baskını vardı, şehitler vardı, vaktinde yardıma koşulamamıştı. Bu yaklaşım, bu işin içinde bir iş olduğu kanaatine götürüyordu. PKK ve bölgede çatışma ortamının sürmesini, buradan da ülkede askeri etkinliğin devam etmesini isteyen bir [...]

Yazının devamını okuyun →

Baykal’ın doğumu mu?

28.04.2010 Aksiyon

Diyanet’in düzenlediği Kutlu Doğum Haftası açılışında kapsamlı bir konuşma yapan “CHP Genel Başkanı Baykal” adına sorulması ve cevabı aranması gereken birçok soru var. Mesela: Ben bir CHP Genel Başkanı olarak oraya neden gittim? İslam benim neyim olur?

Yazının devamını okuyun →

Erdoğan'a göre elbise

22.04.2010 Bugün - Günlük Yazılar

Başkanlık sistemi tartışmalarına şu soru ile katılmak isterim: Bana göre bu sorunun cevabı “evet” değildir. Gül, şu anda Cumhurbaşkanı’nın yetkilerinin bile fazla olduğunu söyleyen insandır. Hoş, başkanlık sistemi farklıdır, o sistem içinde başkan, o sistemin gereklerine göre yetkilendirilir ama bana göre Gül‘ün yapısı, o nitelikte bir başkanlık sistemi yerine, daha katılımcı nitelik taşıyan parlamenter sisteme [...]

Yazının devamını okuyun →

Baykal Erdoğanlaşınca…

20.04.2010 Bugün - Günlük Yazılar

Başlığa, biraz tahrik edici olsun diye böyle bir ifade koydum, aslında Baykal’ın Kutlu Doğum konuşmasını bu çerçeveye indirgeme yanlısı değilim. Orada, Baykal adına daha çok şey var, ama gene de bir yönden bakınca o konuşma “Erdoğanlaşmış bir Baykal” görüntüsü niteliğinde… Türkiye’de, dünyada, kime sorsanız, öyle bir konuşmanın altında Tayyip Erdoğan‘ın imzası olduğunu düşünür. Ama o konuşma Baykal‘a ait ve o [...]

Yazının devamını okuyun →

Başbakan'ı anlamak

20.03.2010 Bugün - Günlük Yazılar

“Vur fakat dinle” denilmiş. Gelin öyle yapalım: Keşke böyle bir şey söylemeseydi. Evet, hiç diplomatik değil. Evet, şantaj gibi gözüküyor. Evet, tehciri hatırlatıyor. Evet, Türkiye’yi zayıflatıyor. Bütün bunlar doğru. Bence şunlar da doğru: Tayyip Erdoğan, asla o 100 bin kişiyi memleketlerine göndermek gibi bir tavrın içine girmez. Bence Tayyip Erdoğan, bir tek Ermeni kadının gözyaşına dayanamaz. Ermenistan’da [...]

Yazının devamını okuyun →

Yol olur Sayın Başbakan

10.03.2010 Aksiyon

Patron, bugün Başbakan’ın talepleriyle, yazı yazdırdığı düşünce adamına baskı yaparsa, bu itiyad hâline gelirse ve patronun böyle yaptığı bilinirse, yarın bir başka ‘güç odağı’nın dayatması ile karşılaşması ve boyun eğmesi kaçınılmaz olur. Yol olur, yani.

Yazının devamını okuyun →

Cumhurbaşkanlığı kapışması

24.02.2010 Aksiyon

Her şeye rağmen, 5 yıl-7 yıl tartışmalarında AK Parti’nin de Cumhurbaşkanlığı seçimi için bir strateji oluşturması kaçınılmaz gözüküyor. Halkın seçimi, Cumhurbaşkanlığı noktasında her hâlükârda büyük bir dönüm noktası olacaktır.

Yazının devamını okuyun →

Parola, işaret, balyoz!

23.02.2010 Bugün - Günlük Yazılar

Türkiye, 22 Şubat 2010 sabahına uyandığında, önce Taraf gazetesinin sürmanşetine yansıyan bir küstahlığa şahit oldu sonra ilerleyen saatlerde gelen general gözaltılarıyla bir başka heyecan dalgasıyla karşılaştı. Önce küstahlık. Evet küstahlık. Parola – İşaret küstahlığı! Parola: Adi! – İşaret Başbakan! Erdek Deniz Üs ve Garnizon Komutanlığı yapmış bunu. 25 Ocak 2010′da, bir aylık bir parola-işaret düzenlemesi [...]

Yazının devamını okuyun →

"İşçi gücü"

04.02.2010 Bugün - Günlük Yazılar

1978-1988 yılları arasında Tercüman’da çalıştım. Hatırlıyorum, “Zahid’in kadrosu” diye bir kadro vardı Tercüman’da… Bir de Tercüman kadrosunda olanlar… İkinci sınıf bir kadro idi Zahid’in kadrosu… Daha az ücretli, daha az sosyal haklı, daha az ikramiyeli veya ikramiyesiz, kıdem tazminatsız, sendikasız, toplu sözleşmesiz, daha güvencesiz, yani atılması daha kolay. İnsanlar orada da çalışırlardı çünkü “iş” lazımdı [...]

Yazının devamını okuyun →